<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>YtuLinux yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://yildirim.isadamlari.org/2009/ytulinux.html/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yildirim.isadamlari.org/2009/ytulinux.html</link>
	<description>M. Salih YILDIRIM'ın Kişisel Karalamacı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Feb 2010 19:48:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>yildirim tarafından</title>
		<link>http://yildirim.isadamlari.org/2009/ytulinux.html/comment-page-1#comment-108</link>
		<dc:creator>yildirim</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 15:58:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yildirim.isadamlari.org/?p=269#comment-108</guid>
		<description>ytublog ile konunun alakasını kuramadım ama cevaplayayım, sunucuyu ben kiralamamıştım, sadece hosting hizmeti almıştım. O zamanki maddi durumuma uygun bir sunucu aldığımdan sunucunun yöneticisi sunucuyu yönetemedi doğrudur, sunucunun çökmesiyle de tüm yedekleri aldığını iddia eden sunucu yöneticisi ne hikmetse bir tek benim sitemin db&#039;sini bulamadı. O kadar rezillikten sonra (bir sitenin kapalı kalması rezilliktir.) ben de siteyi kapatma kararı aldım. 

Herkes çabasının karşılığını almak ister, ben o sitenin 3 ayda hit rekorları kıran bir site halina gelmesini bekledim, şu an yine öyle bir site kursam yine beklerim, bunun kötü bir şey olduğunu sanmıyorum. Ama şu anda senin bu yorumundan çıkardığım şey şu ana kadar çok büyük projelere imza atıp, onların devamını sağladığın gibi bir özgüvenin var. Varsa öyle bir çalışman bilmek isterim.

Diğer taraftan bu yazıyı yazmamın ytulinux.com ile dolaylı olarak ilgisi var. Daha çok insanların davranışlarından rahatsız oldum. Tabii böyle yuvarlak bir cümle söyleyip suçu tüm gruba atmak yanlış ama tek tek isim vermek daha yanlış.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ytublog ile konunun alakasını kuramadım ama cevaplayayım, sunucuyu ben kiralamamıştım, sadece hosting hizmeti almıştım. O zamanki maddi durumuma uygun bir sunucu aldığımdan sunucunun yöneticisi sunucuyu yönetemedi doğrudur, sunucunun çökmesiyle de tüm yedekleri aldığını iddia eden sunucu yöneticisi ne hikmetse bir tek benim sitemin db&#8217;sini bulamadı. O kadar rezillikten sonra (bir sitenin kapalı kalması rezilliktir.) ben de siteyi kapatma kararı aldım. </p>
<p>Herkes çabasının karşılığını almak ister, ben o sitenin 3 ayda hit rekorları kıran bir site halina gelmesini bekledim, şu an yine öyle bir site kursam yine beklerim, bunun kötü bir şey olduğunu sanmıyorum. Ama şu anda senin bu yorumundan çıkardığım şey şu ana kadar çok büyük projelere imza atıp, onların devamını sağladığın gibi bir özgüvenin var. Varsa öyle bir çalışman bilmek isterim.</p>
<p>Diğer taraftan bu yazıyı yazmamın ytulinux.com ile dolaylı olarak ilgisi var. Daha çok insanların davranışlarından rahatsız oldum. Tabii böyle yuvarlak bir cümle söyleyip suçu tüm gruba atmak yanlış ama tek tek isim vermek daha yanlış.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>maykil tarafından</title>
		<link>http://yildirim.isadamlari.org/2009/ytulinux.html/comment-page-1#comment-107</link>
		<dc:creator>maykil</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 15:31:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yildirim.isadamlari.org/?p=269#comment-107</guid>
		<description>Ytublog&#039;tada çok daha fazla çalışmıştın ama yinede o güzelim site kapandı Salih. Şu ana kadar açık tutabilmeyi başarabilseydin sayılı yildiz sitelerinden biri olacaktı. 

Neden kapandı salih? Dandik bir sunucu kiralayıp sunucunun defalarca çökmesi yüzünden mi ? yoksa 3 ayda hit rekorları kıran bir site haline gelmesini beklediğimiz - umduğumuz için mi ?  kısa yoldan beş dakka&#039;da beşiktaş misali araya tuz biber ekleyip servis yapma mantaletesinden kurtulmak lazım Salih.

ALper</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ytublog&#8217;tada çok daha fazla çalışmıştın ama yinede o güzelim site kapandı Salih. Şu ana kadar açık tutabilmeyi başarabilseydin sayılı yildiz sitelerinden biri olacaktı. </p>
<p>Neden kapandı salih? Dandik bir sunucu kiralayıp sunucunun defalarca çökmesi yüzünden mi ? yoksa 3 ayda hit rekorları kıran bir site haline gelmesini beklediğimiz &#8211; umduğumuz için mi ?  kısa yoldan beş dakka&#8217;da beşiktaş misali araya tuz biber ekleyip servis yapma mantaletesinden kurtulmak lazım Salih.</p>
<p>ALper</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>yildirim tarafından</title>
		<link>http://yildirim.isadamlari.org/2009/ytulinux.html/comment-page-1#comment-105</link>
		<dc:creator>yildirim</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 10:56:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yildirim.isadamlari.org/?p=269#comment-105</guid>
		<description>Hiç değişmeyeceksin Buğra (:</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç değişmeyeceksin Buğra (:</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>bugra tarafından</title>
		<link>http://yildirim.isadamlari.org/2009/ytulinux.html/comment-page-1#comment-104</link>
		<dc:creator>bugra</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 23:54:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://yildirim.isadamlari.org/?p=269#comment-104</guid>
		<description>bu konu üzerine çok konuşmak isterdim ancak kendimi şimdilik o kadar cesur bulmuyorum. yalnız varlığından konuşamayacaksam bile yokluğu hakkında bir şeyler söyleyebilirim. zira şu tür bir durum yokluğunda yaşanabileceklere iyi bir örnektir zannımca:

ozgurluk, insan için son derece önemlidir. özgür hissedebilmek. yani yarın kafana esip de bambaşka bir kılığa bürünmek istersen, bunu yapabileceğini bilmek. ya da her an hayatında radikal değişikliklere yol alabileceğini ve bunların kimse tarafından sorun edilmeyeceğini bilmek...

ancak özgürlüğü iyi anlamak, ne olup ne olmadığını özümseyebilmek gerekir. şimdi, burada sıklıkla yaşandığına şahit olduğum bir durum var. 

bir insan, diyelim ki, tamamen özgürlük hissinden beslenen bir tavırla, toplumda çok da menendi bulunmayan bir değişiklik yapıyor; bedeni, sureti vs üzerinde. misal...

buna karşı da bir tepkinin geldiğini kurguluyoruz. ki bunlar genelde şu şekildedir: &quot;o ne öyle !&quot;, &quot;bu ne sıfat?&quot; , &quot;naaaptın lan!&quot; ... örnekler çoğaltılabilir. 

tartışma çıkıyor farzedelim. müdaafadaki taraf diyor ki &quot;insanlar özgür olmalılar !&quot;

hımm. gayet başarılı bir çıkış. karşısında iyi bir tavrin olması gereken, geçerli bir iddia. ne demeli ? nasıl altta kalmamalı derken, karşı cephe adeta bir lastigi yeniden kesfetmis edasıyla atlar &quot;o senin özgürlüğünse, tepki göstermek de benim özgürlüğüm&quot;

evet. dışarıdan bakıldığında gayet mantıklı gelen bir söz. aklı sıradan islemlerle işleyen kişi için, altını oymayan, kaymağından takılan kişiler için adeta gediğe oturan bir taş.

ancak mevzuyu irdelediğimizde şuna ulaşırız. &quot;birinci özgürlük gerçek olandır. yani henüz ortada tartışma yokken oluşandır. o bir haktır ve hiçbir şeye bina edilmeden kullanılmıştır. ancak ikinci özgürlük birinci özgürlüğün gölgesidir. ilki olmasa bundan bahsedilemeyecektir. zira özgürlük denilen şey tam da bu noktada evrim geçiriyor.&quot; 

tepki göstermek de bir özgürlüktür. buna itirazım yok. fakat bazı çevrelerin bu aristo mantığını sıklıkla kullandığını görüyorum. yani tepkiselliği yasallastirmaktan ziyade, baskıcılığı neredeyse bu saçma düşüncesiyle doğrulamaya kalkıyorlar. toplum baskısını, sosyal zorunlulukları özgürlük çerçevesine sıkıştırmaya çalışmak, hele bir de buradan yeni dokular doğurduğunu zannederek bunu yapmak, moda olmuş bir cehalet örneğidir. 

ve sadece, doğru tepkinin nasıl olacağını irdelemekten ziyade, yanlışın hükümranlığını artırmaya yarayacaktır. 

işte, 
dostum eminim ki bu insanlar seni mumla ariyacaklardir. birak onlar kendi yaglarinda kavrulmaya devam etsinler ...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu konu üzerine çok konuşmak isterdim ancak kendimi şimdilik o kadar cesur bulmuyorum. yalnız varlığından konuşamayacaksam bile yokluğu hakkında bir şeyler söyleyebilirim. zira şu tür bir durum yokluğunda yaşanabileceklere iyi bir örnektir zannımca:</p>
<p>ozgurluk, insan için son derece önemlidir. özgür hissedebilmek. yani yarın kafana esip de bambaşka bir kılığa bürünmek istersen, bunu yapabileceğini bilmek. ya da her an hayatında radikal değişikliklere yol alabileceğini ve bunların kimse tarafından sorun edilmeyeceğini bilmek&#8230;</p>
<p>ancak özgürlüğü iyi anlamak, ne olup ne olmadığını özümseyebilmek gerekir. şimdi, burada sıklıkla yaşandığına şahit olduğum bir durum var. </p>
<p>bir insan, diyelim ki, tamamen özgürlük hissinden beslenen bir tavırla, toplumda çok da menendi bulunmayan bir değişiklik yapıyor; bedeni, sureti vs üzerinde. misal&#8230;</p>
<p>buna karşı da bir tepkinin geldiğini kurguluyoruz. ki bunlar genelde şu şekildedir: &#8220;o ne öyle !&#8221;, &#8220;bu ne sıfat?&#8221; , &#8220;naaaptın lan!&#8221; &#8230; örnekler çoğaltılabilir. </p>
<p>tartışma çıkıyor farzedelim. müdaafadaki taraf diyor ki &#8220;insanlar özgür olmalılar !&#8221;</p>
<p>hımm. gayet başarılı bir çıkış. karşısında iyi bir tavrin olması gereken, geçerli bir iddia. ne demeli ? nasıl altta kalmamalı derken, karşı cephe adeta bir lastigi yeniden kesfetmis edasıyla atlar &#8220;o senin özgürlüğünse, tepki göstermek de benim özgürlüğüm&#8221;</p>
<p>evet. dışarıdan bakıldığında gayet mantıklı gelen bir söz. aklı sıradan islemlerle işleyen kişi için, altını oymayan, kaymağından takılan kişiler için adeta gediğe oturan bir taş.</p>
<p>ancak mevzuyu irdelediğimizde şuna ulaşırız. &#8220;birinci özgürlük gerçek olandır. yani henüz ortada tartışma yokken oluşandır. o bir haktır ve hiçbir şeye bina edilmeden kullanılmıştır. ancak ikinci özgürlük birinci özgürlüğün gölgesidir. ilki olmasa bundan bahsedilemeyecektir. zira özgürlük denilen şey tam da bu noktada evrim geçiriyor.&#8221; </p>
<p>tepki göstermek de bir özgürlüktür. buna itirazım yok. fakat bazı çevrelerin bu aristo mantığını sıklıkla kullandığını görüyorum. yani tepkiselliği yasallastirmaktan ziyade, baskıcılığı neredeyse bu saçma düşüncesiyle doğrulamaya kalkıyorlar. toplum baskısını, sosyal zorunlulukları özgürlük çerçevesine sıkıştırmaya çalışmak, hele bir de buradan yeni dokular doğurduğunu zannederek bunu yapmak, moda olmuş bir cehalet örneğidir. </p>
<p>ve sadece, doğru tepkinin nasıl olacağını irdelemekten ziyade, yanlışın hükümranlığını artırmaya yarayacaktır. </p>
<p>işte,<br />
dostum eminim ki bu insanlar seni mumla ariyacaklardir. birak onlar kendi yaglarinda kavrulmaya devam etsinler &#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
